Sağlık Haberleri

Özel Sağlık Kuruluşlarında Hasta İle İletişim

Özel sağlık kuruluşlarında iletişim, yalnızca hastaların telefonlarını karşılamak veya WhatsApp mesajlarına cevap vermek değildir. Hastanın sağlık kuruluşuyla kurduğu ilk temas, kurum hakkındaki algının oluşmasından başlayarak randevuya, başvuruya, tedavi sürecine ve sonraki iletişimlere kadar uzanan bütünsel bir süreçtir.

hasta ile iletişim

Özel Sağlık Kuruluşlarında Doğru İletişim Yapısı Nasıl Planlanmalı?

Özel sağlık kuruluşlarında iletişim, yalnızca hastaların telefonlarını karşılamak veya WhatsApp mesajlarına cevap vermek değildir. Hastanın sağlık kuruluşuyla kurduğu ilk temas, kurum hakkındaki algının oluşmasından başlayarak randevuya, başvuruya, tedavi sürecine ve sonraki iletişimlere kadar uzanan bütünsel bir süreçtir.

Bu nedenle özel hastaneler, tıp merkezleri, dal merkezleri ve diğer özel sağlık kuruluşlarında iletişim yapısının yalnızca “çağrı merkezi” mantığıyla değil, Call Center, CRM, dijital iletişim kanalları, ilgili klinik birimler ve yönetim arasında kurulmuş ölçülebilir bir sistem olarak planlanması gerekir.

“Hastanın kuruma ulaşması iletişimin başlangıcıdır; asıl önemli olan, bu iletişimin nasıl yönetildiğidir.”

Doğru yapı kurulmadığında sağlık kuruluşları her gün çok sayıda potansiyel hastayla temas etmesine rağmen önemli miktarda başvuru ve gelir fırsatını kaybedebilir.

hasta ile iletişim

Özel Sağlık Kuruluşlarında İletişim Neden Stratejik Bir Konudur?

Bir hasta Google'da bir sağlık hizmetini araştırabilir, Instagram'da bir içerik görebilir, hastanenin web sitesini ziyaret edebilir, WhatsApp üzerinden bilgi isteyebilir veya doğrudan telefonla arayabilir.

Bu temasların tamamı aynı kişiye ait olabilir.

Ancak sağlık kuruluşunda bu temaslar birbirinden bağımsız şekilde yönetiliyorsa hastanın kuruma olan ilgisi farklı birimlerde kaybolabilir.

Örneğin;

  • Web sitesinden bilgi isteyen bir kişi takip edilmeyebilir.
  • WhatsApp'tan fiyat veya randevu bilgisi isteyen kişi yalnızca anlık olarak cevaplanabilir.
  • Telefonla arayıp randevu almayan kişinin neden başvurmadığı bilinmeyebilir.
  • Daha önce bilgi almış bir hasta tekrar aradığında önceki görüşme görülemeyebilir.
  • Bir kampanya veya dijital çalışma sonucunda kaç kişinin başvurduğu ölçülemeyebilir.
  • Randevu alan hastaların ne kadarının gerçekten hastaneye geldiği takip edilmeyebilir.
  • Gelmeyen hastalara yeniden iletişim kurulmayabilir.

Bu durumda kurumda iletişim vardır ancak iletişim yönetimi yoktur.

Doğru İletişim Yapısının Temel Bileşenleri

Özel sağlık kuruluşlarında sağlıklı bir iletişim sistemi en az beş temel bileşen üzerinden planlanmalıdır:

  1. Call Center
  2. CRM sistemi
  3. WhatsApp ve dijital iletişim kanalları
  4. Klinik ve operasyonel birimlerle iletişim
  5. Yönetimsel raporlama ve performans takibi

Bu yapıların birbirinden kopuk değil, mümkün olduğunca entegre çalışması gerekir.


1. Call Center Sadece Telefonlara Cevap Vermemeli

Call Center, sağlık kuruluşunun en önemli iletişim noktalarından biridir.

Ancak çağrı merkezinin görevi yalnızca telefonu açmak olmamalıdır.

İyi planlanmış bir Call Center;

  • Hasta taleplerini doğru anlamalı,
  • Uygun branş ve hekim yönlendirmesi yapabilmeli,
  • Randevu oluşturabilmeli,
  • Randevu öncesi gerekli bilgileri aktarabilmeli,
  • Hastanın bilgi talebini kayıt altına almalı,
  • Sonuçlanmayan görüşmeleri takip edebilmeli,
  • Gerektiğinde ilgili birime aktarım yapabilmeli,
  • Görüşme sonuçlarını CRM sistemine işleyebilmelidir.

Özellikle yüksek başvuru alan branşlarda çağrı merkezinin performansı doğrudan sağlık kuruluşunun hasta trafiğini etkileyebilir.

“Cevapsız çağrı yalnızca kaçırılmış bir telefon değildir; doğru yönetilmediğinde kaçırılmış bir hasta başvurusu olabilir.”

Bu nedenle yalnızca gelen çağrı sayısını ölçmek yeterli değildir.

Örneğin;

10.000 çağrı geldi → 9.500 çağrı cevaplandı

bilgisi tek başına yönetim açısından yeterli değildir.

Asıl sorular şunlardır:

  • Kaç kişi randevu aldı?
  • Kaç kişi hastaneye geldi?
  • Kaç kişi bilgi aldı ancak başvurmadı?
  • Hangi branş daha fazla talep aldı?
  • Hangi talepler sonuçlandırılamadı?
  • Hangi çağrıların geri dönüşü yapılmadı?

İşte bu noktada CRM devreye girer.


2. CRM Sistemi İletişimin Hafızası Olmalıdır

CRM, özel sağlık kuruluşlarında yalnızca bir hasta veri tabanı olarak düşünülmemelidir.

Doğru yapılandırılmış bir CRM sistemi, kurumun iletişim hafızası haline gelebilir.

Hastanın hangi kanaldan geldiği, ne talep ettiği, hangi branşla ilgilendiği, randevu oluşturup oluşturmadığı ve iletişim sürecinin hangi aşamada olduğu mümkün olduğunca sistematik şekilde takip edilmelidir.

Örneğin bir kişi;

Instagram → WhatsApp → Call Center → Randevu → Hastaneye başvuru

şeklinde ilerleyen bir iletişim sürecine sahip olabilir.

Bu sürecin tamamı ayrı ayrı kayıtlar olarak kalırsa yönetim gerçek tabloyu göremez.

CRM sayesinde bu temasların mümkün olduğunca tek bir süreç içerisinde değerlendirilmesi sağlanabilir.

CRM'de Hangi Bilgiler İzlenebilir?

Sağlık kuruluşunun mevzuat, KVKK ve kendi operasyonel yapısı çerçevesinde CRM'de;

  • İletişim kanalı,
  • Talep konusu,
  • İlgilenilen branş,
  • Randevu durumu,
  • Başvuru durumu,
  • Geri dönüş durumu,
  • İletişim tarihi,
  • Talebin sonuçlanıp sonuçlanmadığı,
  • İletişim kaynağı

gibi operasyonel bilgiler takip edilebilir.

Buradaki amaç hastayı gereksiz şekilde sınıflandırmak veya kişisel verileri kontrolsüz şekilde toplamak değil; iletişim sürecinin yönetilebilir ve ölçülebilir hale getirilmesidir.


3. WhatsApp, Web Sitesi ve Sosyal Medya Aynı Sistemin Parçası Olmalı

Günümüzde hasta iletişimi yalnızca telefon üzerinden gerçekleşmiyor.

Bir sağlık kuruluşuna;

  • Web sitesi,
  • WhatsApp,
  • Instagram,
  • Facebook,
  • Google üzerinden,
  • Online randevu sistemi,
  • Telefon

gibi farklı kanallardan ulaşılabiliyor.

Sorun, bu kanalların sayısının fazla olması değil; birbirinden bağımsız yönetilmesidir.

Örneğin Instagram'dan gelen bir hasta adayı WhatsApp'a yönlendiriliyor ancak bu görüşme CRM'e işlenmiyorsa kurum açısından önemli bir veri kaybolabilir.

Aynı kişi birkaç gün sonra telefonla aradığında daha önce yaptığı görüşmeden haberdar olunmayabilir.

Bu nedenle dijital kanallardan gelen taleplerin mümkün olduğunca tek bir iletişim yönetimi mantığında birleştirilmesi gerekir.


4. İletişim ile Klinik Birimler Arasında Doğru Köprü Kurulmalı

Call Center'ın veya CRM ekibinin sağlık kuruluşunun klinik süreçlerinin yerine geçmesi doğru değildir.

İletişim ekibinin görevi hastaya tıbbi değerlendirme yapmak değil; doğru bilgi akışını ve doğru yönlendirmeyi sağlamak olmalıdır.

Bu nedenle;

Call Center → Klinik Birim → Randevu → Hasta

akışının görev ve sorumlulukları açık şekilde tanımlanmalıdır.

Örneğin bir hasta belirli bir tedavi hakkında bilgi istediğinde, iletişim personelinin kendi yetki sınırları içerisinde aktarabileceği bilgiler ile hekimin değerlendirmesini gerektiren konular birbirinden ayrılmalıdır.

Bu ayrım hem hasta güvenliği hem de sağlık mevzuatına uyum açısından önemlidir.


5. Randevu Alınması İletişimin Sonu Değil, Yeni Bir Aşamasıdır

Özel sağlık kuruluşlarında sık yapılan hatalardan biri, randevu oluşturulduğunda iletişim sürecinin tamamlandığının düşünülmesidir.

Oysa randevu;

iletişim sürecinin sonucu değil, başvuru sürecinin başlangıcıdır.

Randevu oluşturulan hastanın;

  • Randevuya gelip gelmediği,
  • İptal edip etmediği,
  • Erteleyip ertelemediği,
  • Yeniden iletişim gerekip gerekmediği

operasyonel olarak takip edilebilir.

Özellikle randevuya gelmeyen veya randevusunu iptal eden hastaların sürecinin kaybolmaması, sağlık kuruluşunun iletişim performansını ciddi şekilde geliştirebilir.


6. İletişim Sisteminin Ciroyla İlişkisi Ölçülmelidir

Burada önemli bir yönetim noktası bulunmaktadır.

İletişim departmanının başarısını yalnızca;

“Kaç telefon cevaplandı?”

sorusuyla ölçmek yeterli değildir.

Yönetimin daha geniş bir tabloya bakması gerekir.

Örneğin:

Kaç başvuru geldi?

↓

Kaç randevu oluşturuldu?

↓

Kaç hasta gerçekten geldi?

↓

Hangi hizmet veya branş için başvuru oluştu?

↓

Başvuru sonucunda hangi işlem gerçekleşti?

Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde iletişim faaliyetlerinin sağlık kuruluşunun hasta trafiği ve gelir yapısıyla ilişkisi daha doğru analiz edilebilir.

“İletişimin ölçülmediği yerde hangi kanalın gerçekten işe yaradığını bilmek mümkün değildir.”


7. Hangi İletişim Kanalı Daha Fazla Hasta Getiriyor?

Sağlık kuruluşlarının önemli bir bölümünde dijital pazarlama, sosyal medya, web sitesi, Google görünürlüğü ve reklam çalışmaları birbirinden bağımsız değerlendirilebiliyor.

Oysa yönetim açısından önemli olan yalnızca erişim veya görüntülenme değildir.

Örneğin;

  • Web sitesinden 500 başvuru geldi.
  • Instagram'dan 300 başvuru geldi.
  • Google üzerinden 400 başvuru geldi.
  • Telefon üzerinden 800 başvuru geldi.

Bu rakamlar tek başına yeterli değildir.

Her kanalın;

başvuru → randevu → gerçekleşen başvuru → hizmet

dönüşümü ayrıca incelenmelidir.

Böylece sağlık kuruluşu hangi iletişim kanalının yalnızca görünürlük sağladığını, hangisinin gerçek başvuru oluşturduğunu daha iyi görebilir.


8. CRM ile Dijital Pazarlama Birbirinden Koparılmamalı

Dijital pazarlama ile CRM arasında veri akışı kurulmadığında pazarlama çalışmaları çoğu zaman yalnızca erişim ve etkileşim üzerinden değerlendirilir.

Oysa daha anlamlı soru şudur:

“Bu çalışma sağlık kuruluşuna ne kadar nitelikli başvuru kazandırdı?”

Örneğin belirli bir branş için yapılan dijital çalışmadan;

  • Kaç kişi iletişime geçti?
  • Kaç kişi bilgi aldı?
  • Kaç kişi randevu oluşturdu?
  • Kaç kişi hastaneye geldi?

gibi sonuçlar izlenebiliyorsa pazarlama bütçesinin performansı daha sağlıklı değerlendirilebilir.

Bu yaklaşım, sağlık kuruluşlarında iletişim ile pazarlama arasındaki sınırı ortadan kaldırmak anlamına gelmez.

Tam tersine, her iki alanın kendi görevini yaparken aynı ölçülebilir sistem içerisinde çalışmasını sağlar.


9. Hasta İletişiminde Geri Dönüş Süresi de Ölçülmelidir

İletişimin kalitesini belirleyen önemli unsurlardan biri de geri dönüş hızıdır.

Bir kişi WhatsApp üzerinden bilgi istediğinde saatler sonra cevap verilmesi ile kısa süre içerisinde cevap verilmesi aynı iletişim deneyimini oluşturmaz.

Bu nedenle kurumlar;

  • İlk cevap süresini,
  • Cevapsız çağrı geri dönüş süresini,
  • Bekleyen talepleri,
  • Sonuçlanmamış başvuruları

ölçebilir.

Ancak hız tek başına yeterli değildir.

Hızlı ama yanlış bilgi veren iletişim sistemi başarılı değildir.

Amaç;

doğru + hızlı + kayıtlı + takip edilebilir iletişim

yapısını oluşturmaktır.


10. İletişim Ekibinin Performansı Nasıl Değerlendirilmeli?

Call Center ve iletişim ekiplerinde performans değerlendirmesi yalnızca çağrı sayısına bağlanmamalıdır.

Kuruma göre değişmekle birlikte şu göstergeler değerlendirilebilir:

  • Gelen çağrı sayısı
  • Cevaplanan çağrı oranı
  • Cevapsız çağrı sayısı
  • Geri dönüş oranı
  • İlk cevap süresi
  • Bilgi talepleri
  • Oluşturulan randevular
  • Randevu gerçekleşme oranı
  • İptal ve erteleme oranları
  • Sonuçlandırılmayan talepler
  • İletişim kanalına göre başvuru oranları

Bu göstergeler düzenli raporlandığında yönetim, iletişim departmanının yalnızca “yoğun” olup olmadığını değil, ne kadar verimli çalıştığını da görebilir.


11. Yönetim İçin Tek Bir İletişim Raporu Oluşturulmalı

Sağlık kuruluşlarında iletişim verileri farklı personellerin bilgisayarlarında veya farklı Excel dosyalarında tutulduğunda yönetim gerçek tabloya ulaşmakta zorlanabilir.

Bu nedenle yönetim açısından mümkün olduğunca sade ve anlaşılır bir raporlama ekranı oluşturulmalıdır.

Örneğin aylık raporda;

Toplam iletişim → Toplam başvuru → Randevu → Gerçekleşen başvuru → Hizmet

zinciri izlenebilir.

Buna ek olarak branş ve iletişim kanalı bazında karşılaştırmalar yapılabilir.

Bu yapı, yönetimin yalnızca geçmiş ayı incelemesini değil, hangi noktada kayıp yaşandığını görmesini de sağlar.


İletişim Sürecindeki Kayıplar Nerede Oluşuyor?

Bir sağlık kuruluşunda hasta iletişimini şu şekilde düşünmek mümkündür:

1.000 kişi iletişime geçti

↓

800 kişi bilgi aldı

↓

600 kişi randevu oluşturdu

↓

450 kişi hastaneye geldi

↓

300 kişi hizmet aldı

Bu rakamların her biri yönetim için farklı bir anlam taşır.

Önemli olan yalnızca son rakama bakmak değil, kayıpların hangi aşamada oluştuğunu tespit etmektir.

Örneğin 1.000 kişiden yalnızca 200'ünün randevu oluşturması iletişim sürecinde bir problem olduğunu gösterebilir.

Ancak 600 kişi randevu aldığı halde yalnızca 300 kişinin gelmesi durumunda problem farklı bir aşamada olabilir.

Bu nedenle CRM ve Call Center verileri, sağlık kuruluşunun operasyonel süreçleriyle birlikte değerlendirilmelidir.


Sağlık Kuruluşlarında Doğru İletişim Organizasyonu Nasıl Kurulabilir?

Her sağlık kuruluşunun kapasitesi, branşları, hasta profili ve iletişim hacmi farklıdır.

Bu nedenle her kuruma aynı Call Center veya CRM modeli uygulanmamalıdır.

Planlama öncesinde;

  • Mevcut iletişim kanalları,
  • Çağrı hacmi,
  • WhatsApp trafiği,
  • Web sitesi başvuruları,
  • Sosyal medya talepleri,
  • Randevu süreçleri,
  • Hasta geri dönüşleri,
  • CRM altyapısı,
  • Klinik birimlerin işleyişi,
  • Yönetim raporları

birlikte değerlendirilmelidir.

Ardından iletişim akışları ve sorumluluklar belirlenmelidir.

Örneğin;

Dijital kanal → İlk temas → CRM kaydı → Call Center → Randevu → Hatırlatma → Başvuru → Sonuç → Gerekli takip

şeklinde bir süreç tasarlanabilir.

Burada amaç daha fazla personel çalıştırmak değil, mevcut iletişim kapasitesini daha verimli kullanmaktır.


Medionex İletişim Yapısına Nasıl Bakıyor?

Medionex açısından özel sağlık kuruluşlarında iletişim, yalnızca Call Center kurulması veya bir CRM yazılımı satın alınması olarak değerlendirilmez.

Asıl konu;

insan + süreç + teknoloji + veri + yönetim

bütünlüğünün oluşturulmasıdır.

Bir CRM yazılımı satın almak tek başına CRM sistemi kurmak anlamına gelmez.

Aynı şekilde çok sayıda çağrı karşılamak da başarılı bir iletişim yönetimi anlamına gelmez.

Önemli olan, hastanın hangi kanaldan geldiğini, hangi ihtiyacı olduğunu, iletişimin hangi aşamada bulunduğunu ve sürecin nasıl sonuçlandığını yönetebilecek bir sistem oluşturmaktır.

Medionex, özel sağlık kuruluşlarının iletişim yapısını değerlendirirken özellikle iletişim kanallarının organizasyonu, Call Center süreçleri, CRM kurgusu, dijital başvuruların takibi, randevu süreçleri ve yönetimsel raporlama arasındaki bağlantıya odaklanır.

“İyi iletişim, hastaya ulaşmakla değil; hastayla kurulan temasın doğru yönetilmesiyle başlar.”

Sonuç: Sağlık Kuruluşlarında İletişim Bir Departmandan Fazlasıdır

Özel sağlık kuruluşlarında doğru iletişim yapısı;

Call Center + CRM + dijital kanallar + klinik birimler + operasyon + yönetimsel raporlama

birlikteliği üzerine kurulmalıdır.

Telefonu açan personelin başarısı kadar, WhatsApp mesajının nasıl yönetildiği; CRM kaydının nasıl oluşturulduğu; randevunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve tüm bu sürecin yönetime nasıl raporlandığı da önemlidir.

Çünkü sağlık kuruluşlarında iletişim yalnızca hasta memnuniyetini değil, hasta başvurusunu, operasyonel verimliliği ve kurumun sürdürülebilir gelir yapısını da etkileyen önemli bir yönetim alanıdır.

Doğru yapı kurulduğunda sağlık kuruluşu yalnızca “kaç kişi bizi aradı?” sorusunun cevabını değil;

“Bize ulaşan kişilerle ne yaptık, hangi aşamada kaybettik ve hangi iletişim süreci gerçek bir başvuruya dönüştü?”

sorusunun da cevabını görebilir.

Ayrıntılı bilgi ve sorularınız için lütfen linki tıklayınız

Hasta Şikâyetleri | Hukuki ve İdari Riskler hakkında yazımızı da incelemek isteyebilirsiniz 

Medionex İçerik EkibiSağlık yönetimi ve sektörel analiz

Sağlık yönetimi, kalite ve operasyonel süreçlere dair deneyimlerimizi, kurumunuza değer katacak güncel içeriklerle paylaşıyoruz.

Tüm Haberlere Dön